Anasayfa » Ekonomi » 2013 BÜTÇESİ VE VERGİDE ADALET!
2013 BÜTÇESİ VE VERGİDE ADALET!

2013 BÜTÇESİ VE VERGİDE ADALET!

Hakan Kalkan

Bu günlerde 2013 bütçesi mecliste konuşuluyor. Bu yılki bütçe vergi geliri hedefi 318 milyar lira. Tabii, her bütçe ve vergi dönemlerinde gündeme gelen bir konudur, vergilerin halktan adil alınması ve dolaylı vergilerin çok aza indirilmesi. Bu yazımda bu konuya biraz değineceğim.

Devletimizin vergi toplarken pek de adil davranmadığını-davranamadığını biliyoruz. Yani bazen zenginden de aynı alıyor, fakirden de. Veya bazen zenginden alamıyor, fakirden alıyor. Veya bazen vergi alamadığının cezasını vergi aldığına kesiyor. Bu ve buna benzer bir sürü –maalesef- yanlış uygulamalar yıllardır sürüp gidiyor.
Peki devletin adil vergi alabilmesi için ne yapması gerekir?

Evvela; her bireyi ve şirketi kayıt altına alıp, herkesin gelirini net bir şekilde görüp, gelirine göre vergilendirmesi gerekir. Yani Türkiye’de 75 milyon insanın nasıl geçindiğini, kimin ne kazandığını tam olarak bilmeli ki herkesin gelirine göre bir vergi alsın. Yani önce herkesin gerçek anlamda bir “kayıt altına alınması “ gerekir.
Şu an Türkiye’de kayıt dışılığın oranı %38. Bu çok çok ciddi bir oran!

İkinci olarak, devletin vergileri ve çeşitlerini düzenlemesi gerekir. Yani vergi türlerini sadeleştirmeli, normal bir lise mezununun anlayabileceği sadelik, basitlik ve sayıya indirebilmeli.

Bugün gelir idaresi başkanlığının internet sitesinden vergi türleri diye bir arama yapıldığında, karşılaşılan vergi türü sayısı tam olarak 384. Bu kadar çeşitli verginin olması ne kadar sağlıklı bir yapıya işaret eder, yorumu sizlere bırakıyorum.

Üçüncü olarak, vergi matrahları yani vergilendirmeye konu olacak miktarlar iyi belirlenmeli.
Mesela, kurumlar vergisi, kurumun kârı üzerinden alınır, deniliyor; ama kurumun, o kârı elde etmek için sarfettiği “giderlerin bir kısmını” “gider” olarak gösterilmesi engelleniyor. Dolayısıyla kurumun kârı olduğundan “şişkin” görünüyor. Yani o kurumlar vergisi oranından çok daha fazlası vergi mükellefinden alınmaya çalışılıyor. Böyle olunca da, o mükellef ister istemez, gelirlerini düşük göstermeye çalışıyor ki, kendisine tahakkuk eden kurumlar vergisi az çıksın.

Bu uygulama yüzünden, devlet kayıt altına aldığı kişiden dahi alması gereken vergisini alamıyor. O yüzden çözüm sadece kayıt altına almak olamaz.

Yani vergi oranları ile oynamaya çok gerek yok. Önemli olan o vergi oranını sizin hangi miktara uyguladığınız. Bu miktarın yüksek gösterilmesinin sebebi, tabii ki, kayıt altına alınamayanlardan alınması gereken verginin kayıtlı olanlardan alınmak istenmesi.

Böyle yapıldığı için devletin 2013’deki beklediği kurumlar vergisi miktarı 318 milyar lira içinde sadece 29 milyar lira. Yani %10’u bile değil!

Dördüncü olarak, özellikle dolaylı vergiler azaltılmalı ve onların amacı özellikle kayıt altına almayı özendirmek olarak düşünülmeli.

Devletin bu kadar dolaylı vergilere yüklenmesinin sebebi, elbette doğrudan vergileri yeteri düzeyde toplayamaması. Fakat burada da bir düzenlemeye gidilmediği için, bu dolaylı vergiler herkesten eşit alınıyor. Bu da haksızlıklara ve yoksul insanlara karşı adeta bir acımasızlığa dönüşebiliyor. Bu yüzden bu vergi bazen “namert vergisine” de dönüşebiliyor.

Tabii, halkımızın bu vergilere bir tepkisi yok, maalesef. Halbuki, aynı vergi uygulamalarını, maliye politikalarını Batıda yapmaya kalkışan hükümetler, anında sokaklarda protesto gösterileri yapan insanlarla karşılaşıyor. Bunu bildiği için batılı hükümetler, böylesi kararları alırken kırk düşünüyorlar, bir hamle yapıyorlar.

Evet, bunlar çok ciddi sorunlar. Bu sorunlar yüzünden bu halk kendi potansiyelini bir türlü gerçekleştiremiyor. Sadece işine konsantre olup yürüyemiyor. Bir taraftan ticari hayatın tuzaklarına düşmemeye çalışırken, diğer yandan da devletin kurduğu adeta bu vergi tuzaklarından da kendini kurtarmaya çalışıyor. Biliyor ki, paçasını bir kaptırsa, bir daha iflah olmayacak.

Tabii, bunların hepsinin yapılması-yapılabilmesi yetişmiş adam istiyor. Adam olmayınca da elden bir şey gelmiyor, başa gelen çekiliyor.