Anasayfa » Ekonomi » AVRUPA’NIN BANKALARLA İMTİHANI
AVRUPA’NIN BANKALARLA İMTİHANI

AVRUPA’NIN BANKALARLA İMTİHANI

Hakan Kalkan

13 aralık itibariyle bir araya gelen Avrupa Birliği devlet başkanları bizdeki BDDK benzeri bir kurumu Avrupa’da kurmaya karar verdiler.

Bizde BDDK’nın işlevini 2000 yılından önce Merkez bankası yaparken, 2000 yılından itibaren BDDK kurularak o işlevler daha profesyonel ve bağımsız bir şekilde yürütülür hale geldi.

Bu kurum bizim 1990’lı yıllarda yaşadığımız krizlerin bir meyvesidir. Bankaları bir kalbe benzetirsek, bu kurumu da o kalbin ritmini denetleyen, atım hızını ve pompaladığı kan miktarını denetleyen beynin bölümü olarak düşünebiliriz. Tabii, sadece bankaları denetlemiyor bu kurum, bankalar dışında finans sektörünün neredeyse tamamını denetliyor. Bankalarla beraber denetlediği kuruluş sayısı bugün 224 adet.

BDDK yaptığı bu denetimlerle finansal piyasalarda güven ve istikrarın sağlanmasını, kredi sisteminin etkin bir şekilde çalışmasını, mali sektörün gelişmesini ve tasarruf sahiplerinin hak ve menfaatlerinin korunmasını temin ediyor.
Normal şartlarda Avrupa’da bizdeki BDDK benzeri kuruluşlar var. Ama maalesef, esas işlevlerini yerine getirmekten uzak kuruluşlar bunlar. Özellikle büyük bankalar bu kuruluşları çok da ciddiye alıp kendi bilançoları ile ilgili gerçek bilgileri pek paylaşmıyor. Yani kendini denetletmiyor.

İşte şimdi kurulan Avrupa Merkez Bankası bünyesindeki bu kuruluş, özellikle Avrupa’nın önde gelen ve özsermayesi 30 milyar Eurodan büyük yada ülke GSYİH’sinin %20’sinin üzerinde aktifi olan 200 kadar bankasını denetleyecek. Çünkü Avrupa’daki 6000 bankayı denetlemesi mümkün değil. (İngiltere, İsveç ve Çek Cumhuriyetindeki bankalar bu denetime tabi değil!)

AMB bu bankaları doğrudan denetleyerek onların ek sermaye koymalarını talep edebilecek veya faaliyet alanlarını daraltabilecek. Şartlara uymayanların da lisanslarını iptal edebilecek.
Modern dünyada ekonomik krizlerin çoğunlukla kaynağı artık finans merkezli! O yüzden krizlere düşülmemesinde alınması gereken ilk tedbir mutlaka ki finansal piyasaların kontrol altına alınması olmalıdır. Bu alanda özellikle bankaların aşırı riske girmeleri ve kredi-öz sermaye oranlarının çok büyük olması çoğunlukla yaklaşan fırtınaların habercisi olmakta.

Avrupa’da bugün devletlerin bu kadar borç yüküne girmelerinde bankaların suçu büyük. Zira devletler kolay borç bulabildikleri için bütçe yönetimlerinde gevşek davrandılar ve harcamalarını biraz bol keseden yaptılar. Bu durum bütçe açıklarını gittikçe arttırdı. Böyle bir durumda, yani bu kadar büyük bütçe açıkları olan ve borçları biriken devletlere, normal şartlarda borç verilmemesi gerekiyordu. Zira durumları gittikçe riskli hale geliyordu. Fakat bu devletlerin bürokratları ve bu devletlere borç veren banka yöneticilerinin aralarındaki kirli ilişkiler yüzünden, bu devletler rahatlıkla bu bankalardan kredi alabiliyorlardı. Tabii, bu durum bir yerde patlayacaktı. İşte o patlama Yunanistan’la başladı. Artık borçlar döndürülemez hale geldi. Bu kaosun Avrupa’yı yutmaması ve bir daha böylesi durumlar yaşanmaması için bu bankaların denetim ve kontrol altına alınması gerekiyordu. İşte Avrupa BDDK’sı bu yüzden kuruldu. Orada da bizdeki ki gibi bir BDDK zamanında olsaydı, Avrupa bugün bu krizlere düşmeyecekti.
İşte Avrupa böyle bir kuruluş kurarak hem mevcut krizden çıkmaya, hem de daha sonra karşılaşması muhtemel krizlere karşı bir tedbir almaya çalışıyor. Bu BDDK benzeri kuruluşun yanına bir de bizdeki TMSF benzeri sigorta fonu kurmayı da ayrıca düşünüyor.

Bilindiği üzere, biz bu kurumlarımızı 2000 yılında aktif hale getirmiş ve gereken tedbirimizi almıştık. O günlerde bize tepeden bakanlar bugün bizim gittiğimiz yoldan adımlarımızı takip etmeye başlamış görünüyorlar.
2000 yılından beri krizlere karşı olan dayanıklılığımız ve Avrupa’nın düştüğü bu haller de gösteriyor ki, BDDK, TMSF gibi kuruluşların varlığı ve özellikle özerk olmaları son derece hayatiyet arz eden bir mevzudur. Ülkemiz bu gerçeği 2000 yılında görmüş ve tedbirini almış. Biz bugün büyük krizler yaşamıyorsak, o zamanda alınan bu kararların buna etkisi son derece büyüktür.

Demek ki, bizde de bazı şeyler doğru yapılıyor ve bunun tatlı meyveleri alınabiliyor!