Anasayfa » Ekonomi » “BANKALAR ÜRETİMDEN ZİYADE TÜKETİMİ FİNANSE EDİYOR”
“BANKALAR ÜRETİMDEN ZİYADE TÜKETİMİ FİNANSE EDİYOR”

“BANKALAR ÜRETİMDEN ZİYADE TÜKETİMİ FİNANSE EDİYOR”

Halil İ. Yılmaz

“… 2001 krizi sonrası izlenen politikalar ile konut ve otomobil harcamalarını teşvik eden politikalar, tasarruf yerine tüketim yapma davranışını cazip hale getirmiştir. Bankacılık sektörünün fon kaynak maliyetinin düşük olması ve göreli olarak yine küresel likidite bolluğu nedeni ile yabancı para cinsinden fonlara yönelmesi bu eğilimin besleyicisi olmuştur. Yani hanehalkı artık bankaların pasif tarafı (fon kaynağı) için değil, aktif tarafı (fon kullanımı) için önemli hale geldi. Tüm bu gelişmelerin bir sonucu olarak hanehalkı borçlanma oranı (borcun harcanabilir gelire oranı) 2003’te yüzde 7,5 iken, 2011 yılında yüzde 51,7 düzeyine ulaştı. ”Bu ifadeler Türkiye Bankalar Birliği’nin bir yayınına ait. 
Evet, geçtiğimiz hafta Rekabet Kurulu’nun rekabeti ihlal ettikleri gerekçesiyle 12 bankaya toplam 1,1 milyar TL ceza kesmesi, dikkatleri yeniden bankalara ve bankacılık sektörüne çekti. Bu olayın en manidar yanı ise, işin içinde kamu bankalarının da bulunuyor olması. Rekabet Kurulu’nun tespitine göre, maalesef kamu bankaları da özel sektör bankalarıyla bir olmuş, müşteri aleyhine rekabeti ihlal etmiş. 
Gelelim asıl konumuza… Bankacılık sektörü 2012 yılını yüzde 12,6 büyüyerek ve 23,6 milyar TL kar ederek kapattı. Diğer hiç bir sektörde bu kadar kar etmek mümkün değildir. Fon toplama faizleri ile fon kullandırma faizleri arasındaki uçurum ve tabii ki vatandaştan alınan yüksek işlem ücretleri, aidat vs. paralar, bu yüksek kârların temel sebebidir.
Siyasi istikrardan ve dünyadaki para bolluğundan dolayı bankaların en önemli faaliyeti, yurtdışından düşük faizle para getirip yüksek faizle vatandaşa para satmak oldu. Kanuni bir engel olmadığı için de kimse bir şey yapamıyor. Bankaların verdiği kredilere baktığımızda ise, şu çok dikkat çekiyor: Bankaların kredileri üretimden ziyade tüketime yönelik. Bir firma ticari kredi almakta zorlanırken, (temerrüt riski düşük) özellikle maaş müşterileri kolaylıkla tüketici kredisi alabiliyor. Bundan dolayıdır ki, geçtiğimiz yıl bankalar KOBİ’lere kredi konusunda zorluk çıkardıkları gerekçesiyle ciddi eleştiriler aldılar. Bu eleştiriler ve şikâyetler bitmiş değil. Fakat bir bankanın tüketici kredisi veya kredi kartı verirken zorluk çıkardığını hiç duymadık. Yani bankalarımız maalesef, üretimden ziyade tüketimi finanse ediyorlar.
Rakamlar da bunu doğruluyor. 2004 yılı sonunda toplam 97,197 milyar TL’lik kredi hacmi söz konusuydu ve bunun sadece yüzde 13,06’sını tüketici kredileri oluşturuyordu. Bugün durum değişti. 2013 Ocak sonunda 799,120 milyar TL’ye yükselen kredi hacmi içinde tüketici kredileri yüzde 24,71 paya sahip. Devam ediyorum… Banka bilançolarının pasifinde mevduatın payı 2003 yılında yüzde 67,3 iken, 2011’de yüzde 56,4’e geriledi. Borçlanma imkânı arttıkça tüketim arttı, tasarruf oranı düştü. Özellikle özel kesimdeki tasarruf açığı günden güne büyüdü. Ve ne yazık ki, tasarruf açığı, özel kesimin daha fazla yatırım yapmasından değil, daha çok tüketmesinden ve daha az tasarruf etmesinden kaynaklandı.
Netice olarak, bu devran hep böyle gitmez. Paramızı ölçülü ve verimli kullanmak zorundayız. Aksi taktirde geleceğimizi ipotek altına alırız ki şu anki durum buna doğru gidiyor. Bir çift sözüm de kamu bankalarına: Eskiden ‘hükümetlerin çiftliği’ olmasından yakındığımız kamu bankaları, sektöre denge getirmeleri gerekirken, bu sefer de vatandaşın aleyhine rekabeti ihlal ediyorlar. Olacak şey değil…