Anasayfa » Ekonomi » BÜTÇEYİ YÖNETEN DEVLETİ YÖNETİR
BÜTÇEYİ YÖNETEN DEVLETİ YÖNETİR

BÜTÇEYİ YÖNETEN DEVLETİ YÖNETİR

Hakan Kalkan

Ülkemizin kamu borcu bugün itibariyle 561 milyar lira. Toplam kamu borcunun GSYİH’ya oranı %36. Bu oran, tehlike sınırı anlamına gelen %60 maastrich sınırının altında. Tabii, bu miktarlar 2001 yılı itibariyle böyle değildi. 2001 yılında devletin borcu 182 milyar lira idi. Ama o yıllarda milli hasılamız düşük olduğu için, bu miktarın milli hasılamıza oranı da %75 gibi yüksek bir orandı. Şu an itibariyle ise, borcumuz tam 3 kat, ama milli hasılamız da 3,5 kat arttığı için, oran olarak, kamu borcumuz azalmış görünüyor. 
Peki, bu neticeye nasıl gelindi?

Hükümet evvela KİT’lerin başına ehliyetli ve liyakatli adamlar getirdi. Bu vesile ile KİT’lerin zarar etmesi önlenmiş oldu. Hatta kâra geçmeye bile başladılar. Zarara devam edenleri de ya sattı ya birleştirdi ya da kapattı. Böylece KİT’lerin görev zararları ve bunların bütçe üzerindeki yükü kalkmış oldu. Bütçe rahatladı. 

Ayrıca, “yüksek faiz, düşük kur” politikası ile hükümet dış borçlarını azalttı. Yani merkez bankası eliyle faizleri yüksek tuttu, ülkeye dolar girmesini sağladı. Aldığı ekstra iç borçlarla döviz cinsi dış borçlarını doları ucuza mal edip ödedi. Yani dış borcu iç borca dönüştürdü. Böylece de uluslar arası bağımlılıktan kurtuldu ve daha cesur bir Türkiye ortaya çıktı. 
Bir yandan bunları yaparken bir yandan da zamanla faiz oranlarını düşürdü ve borçların vadelerini uzattı. Böylece bütçe üzerindeki borç ve faize ayrılan oranları düşürdü. 

Bunları yapınca bütçedeki KİT zararına ve faize ayrılan oran düşünce bütçenin 5’te 1’ine yakın bir oranı yatırımlara transfer etti ve Türkiye’nin her tarafında barajlar, köprüler, yollar yaptı. Devlet eliyle büyüme ve kalkınma planı harekete geçti. Yani ÖZAL’ın bıraktığı yerden yola devam edildi. 

Böylece hükümet mesela, ders kitaplarını ücretsiz verebildi, üniversite öğrencilerine verdiği burs miktarlarını 6 kat artırabildi, 160 bin yeni derslik yapabildi, okullara 750 bin bilgisayar verebildi, 500 hastane yapabildi, 13500 km bölünmüş yol yapabildi, Suriyeli o kadar mülteciye bakabildi…

Evet, kamu borçlarımız miktar olarak artmıştır. Ama hem faiz oranlarımız düşmüştür, hem vadeleri uzamıştır, hem de alınan borçlar yatırımlara harcandığı için, bu borçların alınmasının bir anlamı olmuştur. Bu alınan paralar buhar olmamıştır. Ve bütçemiz iyi yönetilerek bu borçların kriz olması engellenmiştir. 

Bugün dünyanın en önde gelen ülkeleri bu borç ve bütçe yönetimini iyi yönetemedikleri için acınacak hallere düşüyorlar. Tesiad Başkanı Sayın İlyas BOZKURT Bey’in de ifade ettiği gibi, “Devlet yönetmenin yarısı o devletin bütçesini yönetmektir”. Biz o konuda bu dönemde hakikaten şanslı bir milletiz. Burada yeri gelmişken, Ali BABACAN’ı da bu performansından dolayı tebrik etmezsek, yiğide hakkını vermemiş oluruz.