Anasayfa » Ekonomi » DENGELER DEĞİŞİYOR!
DENGELER DEĞİŞİYOR!

DENGELER DEĞİŞİYOR!

Halil İ. Yılmaz

Son günlerde Türkiye ekonomisi ile ilgili önemli gelişmeler yaşanıyor. Bu gelişmeleri iyi okuyup ufka baktığımızda, Türkiye adına geleceğe ilişkin çok daha umutlu şeyler söyleyebiliyoruz.

İlk gelişmeden başlayalım. Avrupa’daki borç krizi artık bütün dünyayı tehdit eder hale geldi. IMF’nin kapısına yardım için önümüzdeki günlerde yeni ülkelerin dayanması kaçınılmaz gibi görünüyor. Bu sebeple, krizdeki Avrupa’ya yardım için IMF bünyesinde oluşturulan havuza Türkiye 5 milyar dolar aktarmayı taahhüt etti.

Bu gelişme sembolik manada çok şeyler içeriyor. Tanzimat’la başlayan el kapılarında el açıp dilenen, emir alan Türkiye gitmiş, yerine dünyayı krizden kurtaran, derman olan, sözü dinlenen bir ülke gelmiş. Bu önemli bir statü, bir prestij. Türkiye adına böyle şeyler rüyada bile zor görülürdü. Çünkü bu ülke daha 10 yıl önce ‘bu ay IMF’den 500 milyon dolar (evet sadece bu kadar!) gelmezse ay sonunda memur maaşlarını ödeyemeyecek’ diye gazetelerin manşet attığı bir ülke idi.

Bu bakımdan Türkiye’nin IMF’den sürekli para ve “reçete” alan ülke konumundan çıkması ve “veren el” durumuna yükselmesi tarihi bir gelişmedir. Eğer dünya siyasetinde ağırlığımızı artırmak istiyorsak, bundan sonraki süreçte daha fazlasını da ortaya koyabilecek hale gelmemiz gerekiyor.
Gelelim ikinci gelişmeye… Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s, Türkiye’nin kredi notunu bir kademe yükselterek Ba2’den Ba1’e çıkardı. Moody’s not artırmasının, ana gerekçesi olarak “kamu finansmandaki ciddi iyileşmeyi” gösterdi. Piyasaların pek beklemediği bu not artışı, dövizi ve faizi aşağı çekerken İMKB’de de yükseliş getirdi.

Türkiye ekonomisi adına sevindirici üçüncü gelişme ise, ihracat rakamlarıdır. Yılın ilk 5 ayında ise ihracat yüzde 10,31 artışla 59 milyar 833 milyon dolara yükseldi. Son 12 aylık ihracat ise 140 milyar doları geçti. TÜİK verilerine göre AB ülkelerine yaptığımız ihracatın payı, geçen yılın Ocak-Mayıs döneminde yüzde 48.4’den bu yılın aynı döneminde yüzde 40 seviyesine düştü. Aynı dönemde diğer ülkelerin payı ise yüzde 51,6’dan yüzde 60’a yükseldi.

Avrupa’daki olumsuz havaya rağmen, yeni pazarlarda yakaladığımız ivmenin artarak sürdüğünü görüyoruz. Bölgesel olarak baktığımızda, Mayıs ayında Bağımsız Devletler Topluluğu ülkelerine ihracatımız yüzde 24, Afrika ülkelerine ihracatımız yüzde 26, Ortadoğu bölgesine yüzde 27, diğer Asya ülkelerine yüzde 29 artış gösterdi. AB ülkelerine ihracatımız ise yüzde 6 geriledi.

Enflasyon rakamlarını da dördüncü gelişme olarak sayabiliriz. Geçtiğimiz kasımayından sonra çift haneye çıkan TÜFE nihayet mayıs ayında tek haneye düştü. TÜİK verilerine göre, beklenenden iyi gelen enflasyon, Mayıs ayında TÜFE’de sürpriz bir şekilde yüzde 0.21 gerilerken, ÜFE’de yüzde 0.53 arttı. Yıllık TÜFE’de yüzde 8.28’e geriledi, ÜFE ise yüzde 8.06 oldu. Böylece geçen ay yüzde 11,14 olan yıllık TÜFE 6 ay sonra yeniden tek haneye döndü. Tam bir yıl önce 2011 yılının mayısından sonra ilk kez hem ÜFE hem de TÜFE’nin tek haneye düşmesi ekonomi açısından olumlu bir gelişme olarak değerlendirilebilir.

Son dönemde Türkiye ile alakalı iki başarılı siyasi gelişmeyi de aktararak yazımı noktalamak istiyorum.
Bunlardan birincisi, Türkiye, Şanghay İşbirliği Örgütü’ne diyalog ortağı oldu. Çin’in başkenti Pekin’de düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Zirvesi’nde üye ülkeler, Türkiye’nin diyalog ortağı statüsünü oy birliği ile kabul etti. Türkiye’nin katılmadığı bir toplantıda, Türkiye ile alakalı böyle bir ortaklık statüsünün kabul edilmesi bir siyasi başarıdır.

İkincisi ise, İsrail Başbakan Yardımcısı Şaul Mofaz’ın Türkiye ile ilgili açıklamalarıdır. İsrail başbakan yardımcısı şunu diyor: “Türkiye artık bir bölgesel süper güç haline gelmiştir. Ben Türkiye’yi bölgemizde bir süper güç olarak görüyorum, bunda hiçbir şüphem yok. Başta İsrail olmak üzere diğer devletler de bunu anlamak ve kabul etmek zorundadır.” Bu sözleri İsrail başbakan yardımcısının söylemesi, daha da bir anlam ifade ediyor…
Evet, tüm bu gelişmeler ülkemiz adına geleceğe umutla bakmamıza vesile oluyor. TESİAD (Tüm Etkin Sanayici ve İşadamları Federasyonu) olarak yıllardır dile getirdiğimiz şu cümleyi sizlere aktararak yazımı bitirmek istiyorum: “21. yüzyılın ilk çeyreği Türkiye’nin bu dünyada ben de varım diyeceği çeyrek olacaktır. 21. yüzyılın ikinci çeyreği ise, Türkiye’nin bu dünyada sadece ben varım diyeceği bir çeyrek olacaktır.” Dayan dünya, Türkiye geliyor…