Anasayfa » Dış Politika » TAM ÜYELİK DEĞİL, İMTİYAZLI ORTAKLIK
TAM ÜYELİK DEĞİL, İMTİYAZLI ORTAKLIK

TAM ÜYELİK DEĞİL, İMTİYAZLI ORTAKLIK

Yıldırım Deniz

Yılbaşı itibariyle İrlanda’nın dönem başkanı olmasıyla birlikte yeniden gündemimize oturan AB’ye üyelik konusunda başta başbakanımız olmak üzere birçok farklı yerden birçok farklı tepki geliyor. Ancak tüm tepkilerin özünde AB’ye tam üye olma var.

DIŞ POLİTİKADA EZBER BOZMAK…

Hâlbuki ille de AB’ye tam üye olmamız gerekmiyor. Böyle bir zorunluluğumuz yok! Ancak daha önceki yazılarımda da ifade ettiğim gibi bizim dış politikamız ezberler ve önyargılar üzerine kurulu olduğu için, hiç kimse tam üyelik dışında bir seçenek düşünmüyor.

Bizim AB’ye tam üye olmamızı başından beri istemeyen Hıristiyan Demokratların önerdiği imtiyazlıortaklık, aslında değerlendirilmesi gereken bir durum.

Evet, Türkiye’nin AB’ye tam üye olmasındansa İngiltere gibi bir imtiyazlı ortaklık daha çıkarına olacaktır. Son yıllarda yaşanan ekonomik krizler ve euronun durumu, ekonomik olarak AB’ye tam üyelik yerine imtiyazlı ortaklık şıkkını daha avantajlı bir hale getirmiş durumda. Ayrıca AB’ye tam üye bir Türkiye, dış politikasında AB ile hareket etmek zorunda kalacak ve AB Türkiye’ye bir ayak bağı olacaktır.

Geçtiğimiz hafta Tesiad Genel Başkanı sayın İlyas Bozkurt Bey’in de basına verdiği bir mülakatta ifade ettiği üzere Avrupa eskiden olduğu gibi dünya ticaretinin merkezi olmaktan çıktı ve yeni merkezler doğdu. Bu yüzden de cazibesini yitirdi. Ayrıca kurtarıcı bir melek olarak görülen Euro da bir ölüm meleğine dönüşerek Avrupa’nın başına bela olmuş durumda. AB’ye tam üye olursak, bu kabus bizim için de geçerli olacak.

Diğer taraftan dış politika açısından da Türkiye, apayrı bir yere sahip. AB ülkeleri gibi Avrupa kıtasına sıkışıp kalmış bir ülke değil. Bir yandan Avrupa’nın bir parçası olduğu gibi, aynı zamanda da Orta Asya’nın, Orta Doğu’nun bir parçası ve hinterlandı ta Afrika’ya, Uzak Doğu’ya kadar uzayan bir coğrafyaya sahip. AB’ye tam üye olup, dış politikada AB’den bağımsız hareket edemeyen bir Türkiye, çok şey kaybedecektir.

Ancak yanlış anlaşılmasın; AB’ye sırtımızı dönelim, üye olmayalım demiyorum.

Burada İngiltere’nin durumu bizim için güzel bir örnek aslında. AB’ye tam üye olmayan İngiltere, bugüne kadar özellikle dış politika ve para politikaları konusunda özerk bir tutum sergilemiştir.

Şunu unutmayalım ki biz bir Bulgaristan, bir Estonya, bir Macaristan değiliz. AB, kendisine tam üye olan bu ülkelere bir şeyler katmış olabilir; ancak tam üyelik bize kazandırdığından daha çoğunu alıp götürecektir. İleride adeta ayağımıza bir pranga olacaktır.

Türkiye olarak bizim büyük hedeflerimiz var. Sadece AB’ye üye bir Türkiye, bizi bu hedeflerden uzaklaştırır. AB bundan çok şey kazanır; ancak kaybeden biz oluruz!

Daha önce de belirttiğim gibi dış politikadaki bazı ezberlerimizi artık bozmanın vakti geldi de geçiyor! AB’ye tam üye olma kompleksinden kurtulup, artık gözümüzü açmalı ve önümüzdeki fırsatları iyi değerlendirmeliyiz.